İşletmenizin finansal tablolarını, operasyonel iç kontrollerini ve uluslararası standartlara (UFRS/TFRS) uyumluluğunu güvence altına alıyoruz. Teknolojik ve yapay zeka entegrasyonlu denetim süreçlerimizle şirketinizin şeffaflığını, finansal sağlığını ve yatırımcılar nezdindeki kredibilitesini artırmayı hedefleriz.
✓ KGK ve SPK Yetkili Uzmanlar
✓ UFRS Uyumu
✓ KVKK ve GDPR Standartları
Denetim hizmetleri; işletmelerin finansal tablolarının doğruluğunun ve güvenilirliğinin bağımsız bir göz tarafından değerlendirilmesi sürecidir. Türkiye'de bu süreç TTK, KGK düzenlemeleri, SPK tebliğleri ve Bağımsız Denetim Standartları (BDS) çerçevesinde yürütülür. Celikel CPA olarak sunduğumuz denetim hizmetleri, dört temel alanda yapılandırılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu [1] ve KGK düzenlemeleri [2] kapsamında yürütülen bağımsız denetim; finansal tabloların tüm önemli yönleriyle gerçeğe uygun sunulup sunulmadığına ilişkin makul güvence sağlamayı hedefler. Denetim çalışmaları BDS çerçevesinde planlanır ve raporlanır. Denetim görüşü; olumlu, şartlı, olumsuz veya görüş bildirmekten kaçınma biçiminde sunulur.
İç denetim, işletmenin operasyonel süreçlerindeki kontrol mekanizmalarının etkinliğini değerlendirir. Yetki matrislerinin uygunluğu, varlık koruma prosedürleri, satın alma ve ödeme döngülerinin risk analizi gibi konular bu kapsamda ele alınır. İç kontrol raporları, yönetim kuruluna ve denetim komitesine sunulmak üzere hazırlanır.
Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) ve bunların Türkiye uygulaması olan TFRS'ye uyumlu finansal tablo hazırlama ve denetim hizmeti sunulmaktadır. Konsolidasyon, ilişkili taraf işlemleri, finansal araçların sınıflandırılması, hasılat muhasebesi (TFRS 15) ve kiralama işlemleri (TFRS 16) gibi teknik konularda uzman desteği sağlanır.
Birleşme ve devralma (M&A) süreçlerinde finansal due diligence, hile ve usulsüzlük incelemesi (forensic audit), sözleşme hükümlerine uygunluk denetimi ve hibe/teşvik raporlaması gibi standart denetim kapsamı dışındaki özel incelemeler gerçekleştirilir. Her bir özel denetim, müşterinin ihtiyacına göre özelleştirilmiş bir kapsam ve raporlama formatıyla yürütülür.
2026 yılında VUK kapsamındaki enflasyon düzeltmesi uygulamaları [4], ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) raporlamasına yönelik artan beklentiler ve KGK'nın güncellenen bağımsız denetim eşikleri, denetim çalışmalarının kapsamını genişletmektedir. Celikel CPA olarak bu gelişmeleri yakından takip eder ve denetim metodolojimizi güncel düzenlemelere uyumlu tutarız.
Bağımsız denetim, belirli eşikleri aşan şirketler için yasal zorunluluk olmanın ötesinde, stratejik bir yönetim aracıdır. Aşağıda denetim hizmetinden fayda sağlayacak temel profiller yer almaktadır.
KGK tarafından belirlenen aktif toplam, yıllık net satış hasılatı ve çalışan sayısı eşiklerini aşan sermaye şirketleri bağımsız denetime tabidir [2]. SPK düzenlemelerine tabi halka açık şirketler, bankalar, sigorta şirketleri ve BDDK kapsamındaki kuruluşlar da denetime tabi tutulur. 2026 yılında güncellenen eşik değerleri, daha geniş bir şirket kitlesini kapsama almaktadır.
Yasal zorunluluk kapsamında olmasa dahi, yurtdışı yatırımcı çekmek isteyen şirketler, banka kredisi başvuru süreçlerinde güvenilir finansal tablo sunmak isteyen işletmeler ve kurumsallaşma yolundaki aile şirketleri gönüllü bağımsız denetimden önemli ölçüde fayda sağlayabilir. Denetlenmiş finansal tablolar, üçüncü taraflar nezdinde kredibiliteyi artırır.
Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirketler, ana şirket konsolidasyonu için genellikle UFRS uyumlu denetlenmiş finansal tablolara ihtiyaç duymaktadır. Yabancı yatırım hizmetlerimiz ile entegre denetim yaklaşımımız, bu gereksinimleri birlikte karşılamayı hedefler.
Enflasyon muhasebesi düzeltmeleri [4], ESG sürdürülebilirlik raporlama gereksinimleri ve KGK'nın güncellenen denetim standartları, 2026 yılında denetim hizmetlerine olan talebi genişletmektedir. Özellikle ihracat odaklı firmalar ve uluslararası tedarik zincirlerine dahil şirketler için ESG uyumlu denetim raporları stratejik bir gereklilik haline gelmektedir.
Celikel CPA denetim süreci, uluslararası denetim standartlarına uygun dört aşamalı bir metodoloji üzerine kuruludur. Her aşama, bir öncekinin çıktılarına dayanan sistematik bir ilerleme izler.
Denetim sürecinin ilk aşamasında işletmenin faaliyet alanı, organizasyon yapısı, muhasebe politikaları, sektörel dinamikler ve düzenleyici çerçeve detaylı olarak incelenir. İşletme yönetimiyle yapılan görüşmeler, önceki dönem denetim raporları ve iç kontrol ortamının ön değerlendirmesi bu aşamanın temel bileşenlerini oluşturur. Denetim sözleşmesi ve kapsam belirleme çalışmaları tamamlanır.
İşletmenin finansal tablolarında önemli yanlışlık riski taşıyan alanlar belirlenir. İç kontrol sisteminin etkinliği test edilir ve kontrol riski değerlendirilir. Doğal risk, kontrol riski ve tespit riski bileşenlerinin analizi ile denetim stratejisi şekillendirilir. Risk haritası, denetim kaynaklarının verimli dağılımını sağlar.
Finansal tablo kalemlerinin doğruluğuna yönelik detay testleri ve analitik prosedürler uygulanır. Fiziksel envanter sayımına katılım, mutabakat mektupları (banka, alacak, borç), belge incelemesi, hesap analizleri ve kesim (cut-off) testleri gerçekleştirilir. CAAT (Bilgisayar Destekli Denetim Teknikleri) ve veri analitiği araçları bu aşamada yoğun olarak kullanılır.
Denetim bulguları değerlendirilir, tespit edilen düzeltme ve sınıflandırma kayıtları yönetime iletilir. Bağımsız denetim raporu; BOBİ FRS [3], UFRS/TFRS veya KÜMİ FRS çerçevesine uygun olarak hazırlanır. Ayrıca yönetime hitaben iç kontrol eksiklikleri ve iyileştirme önerilerini içeren bir yönetim mektubu sunulur. Raporlama süreci, ilgili düzenleyici kurumlara (KGK, SPK) yapılacak bildirimleri de kapsar.
Denetim süreçlerimizde veri analitiği ve yapay zeka destekli araçlar kullanılmaktadır. Büyük hacimli işlem verilerinin tamamının analiz edilebilmesi, anomali tespiti ve trend analizleri, geleneksel örnekleme yöntemlerinin ötesinde bir güvence düzeyi sunmayı hedefler. Bu yaklaşım, denetim süresini optimize ederken kapsam derinliğini artırır.
Bağımsız denetim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi veya denetim raporunda olumsuz bulguların yer alması, şirketler açısından ciddi hukuki ve finansal sonuçlar doğurabilir. Aşağıda sıkça karşılaşılan risk alanları özetlenmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 397. maddesi [1] uyarınca, bağımsız denetime tabi olmasına rağmen denetim yaptırmayan şirketlerin finansal tabloları ve bunlara dayanan yönetim kurulu kararları yok hükmünde sayılabilir. Bu durum, kar dağıtımı, sermaye artırımı ve genel kurul kararlarının geçerliliğini doğrudan etkiler.
Denetim raporu sunulmayan veya olumsuz görüş içeren şirketler, BDDK ve TCMB düzenlemeleri çerçevesinde banka kredilerine erişimde zorluklarla karşılaşabilir. Kredi kuruluşları, denetlenmiş finansal tabloları risk değerlendirmesinin temel unsuru olarak kabul eder. Denetim eksikliği, sermaye piyasası araçlarına erişimi de sınırlandırabilir.
Bağımsız denetim raporundaki bulgular, vergi dairesi incelemeleri için bir referans noktası oluşturabilir. Enflasyon düzeltmesi [4] uygulamalarında yapılan hatalar, transfer fiyatlandırması uyumsuzlukları ve ilişkili taraf işlemlerindeki eksik açıklamalar, vergi cezaları ve gecikme faizlerine yol açabilir.
Bağımsız denetim yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin kişisel sorumlulukları gündeme gelebilir. TTK'nın özen yükümlülüğü hükümleri kapsamında, pay sahipleri ve üçüncü kişilerin zarara uğraması durumunda tazminat talepleri ile karşılaşılması söz konusu olabilir.
Celikel CPA olarak denetim sürecinde yalnızca mevcut durumu raporlamakla yetinmez, olası risk alanlarına ilişkin erken uyarılar sunmayı hedefleriz. Vergi hizmetlerimiz ile entegre çalışan denetim ekibimiz, mevzuat uyumsuzluklarının mali yaptırımlara dönüşmeden önce tespit edilmesine ve düzeltilmesine katkı sağlar.
Denetim hizmeti seçiminde yalnızca teknik yetkinlik değil, sektörel deneyim, teknolojik altyapı ve iletişim kalitesi de belirleyici unsurlardır. Celikel CPA'nın denetim hizmetlerinde öne çıkan yetkinlikleri aşağıda özetlenmektedir.
KGK tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşu olarak faaliyet gösteren Celikel CPA, denetim ekibini BDS (Bağımsız Denetim Standartları) ve etik kurallar çerçevesinde yapılandırır. Bağımsızlık ilkesi, denetim kalitesinin temel güvencesidir. Ekibimiz, SPK ve KGK düzenlemelerine tam uyumlu çalışır ve sürekli mesleki gelişim programlarını takip eder.
Celikel CPA olarak denetim hizmetlerimizi, işletmenizin büyüklüğüne ve ihtiyaçlarına göre esnek paketler halinde sunmaktayız. Yıllık bağımsız denetim, ara dönem incelemeleri, özel amaçlı denetimler ve iç denetim danışmanlığı hizmetleri ayrı ayrı veya entegre olarak yapılandırılabilir. Her bir hizmet paketi, kapsam belirleme toplantısı sonrasında işletmenizin risk profiline ve sektörel gereksinimlerine göre özelleştirilir. Denetim sürecinde kullanılan teknolojik altyapı, bulut tabanlı veri paylaşım platformları ve anlık iletişim kanalları hizmet kalitesini destekler.
Denetim hizmetimiz, Celikel CPA'nın geniş hizmet ağının bir parçasıdır. Mali süreçlerinizin bütünlüğünü korumak adına denetim ile birlikte aşağıdaki hizmetlerden de faydalanabilirsiniz:
Türkiye'de işletmelerin ihtiyaçlarına göre farklı denetim türleri uygulanmaktadır. Aşağıdaki tablo, temel denetim yaklaşımlarını kapsam ve amaç açısından karşılaştırmaktadır.
| Denetim Türü | Kapsam | Temel Amaç |
|---|---|---|
| Bağımsız Dış Denetim | Finansal tabloların tamamı (BDS uyumlu) | Makul güvence sağlama, denetim görüşü |
| İç Denetim | Operasyonel süreçler ve kontrol sistemleri | Etkinlik ve verimlilik değerlendirmesi |
| YMM Tam Tasdik | Vergi matrahı ve beyanname doğruluğu | Vergi uyumu güvencesi (VUK kapsamında) |
| Forensic Audit | Hile, usulsüzlük ve dolandırıcılık incelemeleri | Adli süreçlere kanıt sağlama |
| Due Diligence | Birleşme/devralma öncesi mali inceleme | Yatırım kararı desteği |
İşletmenizin yapısına ve ihtiyacına uygun denetim türünün belirlenmesi için denetim ekibimizle iletişime geçebilirsiniz. Danışmanlık hizmetlerimiz kapsamında denetim öncesi hazırlık çalışmaları da sunulmaktadır.
VUK Mükerrer Madde 298 [4] kapsamında uygulanan enflasyon düzeltmesi, 2026 yılında denetim süreçlerinin kritik bir bileşeni olmaya devam etmektedir. Enflasyon düzeltmesi uygulamaları, finansal tabloların gerçeğe uygun sunumu açısından denetçinin değerlendirmesi gereken önemli bir alan oluşturur.
Maddi duran varlıklar, stoklar, sermaye, yedekler ve geçmiş yıl kar/zararları gibi parasal olmayan bilanço kalemlerinin düzeltme katsayılarıyla güncellenmesi, denetim sürecinde doğruluğu kontrol edilen temel alanlardan biridir. Yanlış katsayı uygulaması veya düzeltme kapsamı dışı bırakılan kalemler, vergi matrahında önemli sapmalara yol açabilir.
Enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan enflasyon kar veya zararının gelir tablosundaki etkisi, kurumlar vergisi matrahını doğrudan belirler. Denetim sürecinde bu hesaplamaların VUK ve ilgili tebliğlere uygunluğu detaylı olarak incelenir. Vergi hizmetlerimiz ile koordineli çalışan denetim ekibimiz, enflasyon düzeltmesinin vergisel sonuçlarını bütünsel olarak değerlendirir.
BOBİ FRS [3] uygulayan işletmelerde enflasyon düzeltmesi, VUK kayıtlarından bağımsız olarak finansal raporlama standardının gerektirdiği şekilde yapılmalıdır. TFRS uygulayan şirketlerde ise TMS 29 (Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlama) standardının uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilir. Denetim raporlarında kullanılan finansal raporlama çerçevesine uyumun teyit edilmesi zorunludur.
Enflasyon düzeltmesinin yeniden uygulanmaya başlamasıyla birlikte pek çok işletme geçiş dönemi zorlukları yaşamaktadır. Düzeltme öncesi kayıtların tespiti, reel olmayan finansman maliyetlerinin ayrıştırılması ve karşılaştırmalı dönem sunumları, denetim sürecinde özel dikkat gerektiren konulardır. Celikel CPA olarak bu geçiş sürecinde müşterilerimize hem denetim hem de danışmanlık desteği sunmaktayız.
Her sektörün kendine has muhasebe uygulamaları, risk profili ve düzenleyici gereksinimleri bulunmaktadır. Celikel CPA denetim ekibi, sektörel dinamikleri dikkate alan özelleştirilmiş denetim yaklaşımları uygular.
Stok değerleme yöntemleri (FIFO, ağırlıklı ortalama), maliyet muhasebesi sistemlerinin doğruluğu, yarı mamul ve mamul stok sayımları, amortisman politikaları ve yatırım teşviki uygulamalarının denetimi bu sektörün odak alanlarıdır. Enflasyon düzeltmesinin maddi duran varlıklar üzerindeki etkisi özel önem taşır.
Yüksek işlem hacmi, hasılat tanıma politikaları (TFRS 15), iade ve indirim karşılıkları, stok sayım kontrolleri ve ödeme sistemleri entegrasyonu bu sektördeki denetim çalışmalarının temelini oluşturur. Dijital satış kanallarının çokluğu, gelir doğrulama prosedürlerini karmaşıklaştırabilir.
Tamamlanma yüzdesi yöntemi ile hasılat tanıma, proje bazlı maliyet takibi, arsa ve arazi değerlemeleri, müteahhitlik sözleşmeleri ve teminat mektuplarının denetimi bu sektörde ön plana çıkar. Şirket kuruluş hizmetlerimiz ile gayrimenkul yatırımcılarına bütünsel destek sunulmaktadır.
Yazılım geliştirme maliyetlerinin aktifleştirilmesi (TMS 38), SaaS gelir modelleri, ertelenmiş gelir hesaplamaları, Ar-Ge teşvikleri ve teknoloji transfer fiyatlandırması, teknoloji sektöründe denetim çalışmalarının odak noktalarını oluşturur. Hızlı büyüyen teknoloji firmalarında iç kontrol olgunluğunun değerlendirilmesi ayrıca önem taşır.
Sektörünüze özgü denetim ihtiyaçlarınız hakkında detaylı bilgi almak için iletişim sayfamız üzerinden denetim ekibimize ulaşabilirsiniz. Muhasebe hizmetlerimiz ile entegre denetim yaklaşımımız, sektörel raporlama gereksinimlerinizin eksiksiz karşılanmasına katkı sağlar.
KGK tarafından belirlenen ve Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren bağımsız denetim kriterleri, aşağıdaki eşik değerlerden en az ikisini art arda iki hesap döneminde aşan sermaye şirketleri için geçerlidir.
| Kriter | 2026 Eşik Değeri |
|---|---|
| Aktif Toplamı | 150.000.000 TL ve üzeri |
| Yıllık Net Satış Hasılatı | 300.000.000 TL ve üzeri |
| Çalışan Sayısı | 150 ve üzeri |
Yukarıdaki eşik değerler, KGK'nın 2026 yılı düzenlemelerine göre güncellenmiş olup, yıl içinde revize edilebilir. SPK, bankacılık ve sigortacılık mevzuatına tabi şirketler, eşik değerlerden bağımsız olarak denetime tabidir.
Bağımsız denetime tabi olma durumu, yukarıdaki üç kriterden en az ikisinin art arda iki hesap döneminde aşılmasıyla belirlenir. Hesaplamada tek başına veya bağlı ortaklıklarıyla birlikte değerlendirme yapılır. Eşik değerlerin altına düşen şirketler, takip eden hesap döneminden itibaren zorunlu denetim kapsamından çıkabilir. Ancak ihtiyari olarak denetim yaptırmaya devam etmeleri mümkündür. Eşik değerlerin belirlenmesinde enflasyon düzeltmesi sonrası finansal tablo verileri esas alınır.
Son Güncelleme: 24 Şubat 2026